NEŞİDE ŞAHİN
Şimdi size soruyorum sevgili dostlar… Bir şehrin hafızası, bir ülkenin belleği, insanlığın ortak mirası bir çırpıda silinir mi? Antalya Müzesi’ni bilmeyen, kapısından içeri girmemiş olabilir ama herkes bilir ki orası sadece taş, sütun, heykel sergilenen bir bina değildir. O müze, bu toprakların kalbidir.
Günlerdir Antalya’da insanlar sokakta. Gençler pankart açıyor, yaşlılar “Biz burayı torunlarımız için sakladık” diyor. Sanatçılar konuşuyor, tarihçiler feryat ediyor. Peki biz ne yapıyoruz? Kimimiz ekranın başında sosyal medyada birkaç cümle yazıyoruz, kimimiz “Aman bana ne” deyip geçiyoruz. Ama mesele öyle “bana ne” denecek bir şey değil. Çünkü bu karar, sadece bir müzenin yıkımı değil, Antalya’nın belleğinin yok edilmesi demek.
Bugün Antalya Müzesi’nin önünde nöbet tutan insanlar aslında hepimiz için orada. Çocuklarıyla gelen anneler, bastonuyla gelen dedeler, üniversiteli gençler… Hepsi bir ağızdan diyor ki: “Bu müze yıkılamaz!”
Ve haklılar. Çünkü Antalya Müzesi, dünyanın sayılı arkeoloji müzelerinden biri. Bir müzenin yıkılması demek, sadece bir binayı değil; içinde taşıdığı ruhu, yaşanmışlığı, emekleri de yok etmek demek. O heykeller, o lahitler, o mozaikler kolay mı bulundu? Arkeologların, işçilerin, köylülerin toprağı kaza kaza ortaya çıkardığı eserler onlar. Şimdi onları bir kenara koyup “Biz buraya yeni bina yapacağız” demek, koca bir tarihe hakarettir.
Ben size söyleyeyim: Halk kızgın. Halk kırgın. “Bizim fikrimizi sormadan nasıl böyle karar alırsınız?” diyor. Koca koca projeler masalarda çiziliyor ama o projelerin içinde tek bir satırda “halk” yazmıyor. Oysa bu müze bizim. Antalya’nın insanının. Bu ülkenin her köşesinden gelen ziyaretçilerin. Ve hatta dünyanın dört bir yanından gelen turistlerin. Yani söz hakkı en çok bizde.
Bakın, mesele sadece Antalya Müzesi değil. Bugün müzeyi yıkan, yarın başka bir tarihi yapıya da göz diker. Bir gün bir bakarız ki çocuklarımızın elini tutup göstereceğimiz tek bir iz bile kalmamış. “Bak kızım, bak oğlum, bu topraklarda binlerce yıl önce insanlar yaşıyordu” diyeceğimiz şeyler birer birer yok olmuş.
İşte o yüzden bu eylemler çok kıymetli. Çünkü insanlar “Dur!” diyor. “Yeter artık!” diyor. Kendi geçmişine sahip çıkan bir halkın sesini kimse kolay kolay susturamaz.
Sevgili dostlar, Antalya Müzesi’ni yıkmak demek sadece Antalya’ya değil, bütün ülkeye yapılmış bir haksızlıktır. Bizi geçmişimizden koparmaktır. Yarın çocuklarımız “Bizim tarihimiz nerede?” diye sorduğunda onlara ne cevap vereceğiz?
Şimdi hep birlikte sesimizi yükseltme zamanı. Çünkü bu toprakların taşında, toprağında, havasında tarih var. Ve biz o tarihe sahip çıkmazsak, birileri gelir bir kalemde siler. Ama unutmasınlar: Halkın hafızası, müzeden de büyüktür. Yıkmaya çalışsalar da biz yeniden kurarız.
Ama en güzeli ne biliyor musunuz? Hiç yıkılmasın!