NEŞİDE ŞAHİN
Vallahi billahi usandık artık şu Antalya trafiğinden! Eskiden sabah işe gitmek yirmi dakika sürerdi, şimdi bir buçuk saat yolda direksiyon sallıyoruz. Hele ki yaz geldi mi, turistler akın etti mi, geçmiş olsun kardeşim! Aracını park edecek yer bulamazsın, sinyal versen kimse aldırmaz, sağdan sollayanlar mı dersin, sabah sabah kornaya abanıp sinirini yola kusanlar mı... Antalya trafiği resmen insanın ömründen ömür çalıyor.
Bak belediyeler yolları genişletiyor, kavşaklar yenileniyor, üst geçitler alt geçitler yapılıyor ama yetmiyor işte. Çünkü mesele sadece yol değil, mesele trafik kültürü, mesele plansız büyüme, mesele denetimsizlik. Eskiden bu kadar insan yoktu, bu kadar araç yoktu. Şimdi her hanede en az iki araba. E bir de üstüne on binlerce turist, yazlıkçı, göçle gelen yeni nüfus… Trafiğin hali içler acısı.
Bir de herkes araba kullanıyor ama kimse yaya düşünmüyor. Kaldırımlar ya işgal altında ya da o kadar dar ki iki kişi yan yana yürüyemiyor. Bisiklet yolları da desen var ama yok. Park etmiş arabaların arasından slalom yaparak geçiyorsun. Şehir yürümeye elverişli değil, dolayısıyla herkes mecburen araca biniyor. E bu sefer de trafik daha da tıkanıyor. Zincirleme bir sorun yani.
Toplu taşıma desen o da ayrı bir dert. Otobüsler geç gelir, geldi mi tıklım tıklım. Ayakta gitmek zaten klasik. Sıcakta klima çalışmaz, çalışsa da bozulur. Tramvay hattı güzel ama çok kısıtlı. Şehir bu kadar büyümüşken hâlâ iki üç hatla idare etmeye çalışıyoruz. Metro desen hayal, yıllardır konuşuluyor ama daha kazma bile vurulmadı. Antalya gibi her yıl milyonlarca turist ağırlayan bir şehirde böyle bir ulaşım ağı gerçekten yetersiz.
Bir de şu trafik ışıkları yok mu… Bazı kavşaklar resmen sinir harbi. Yeşil yanar ama hareket edemezsin, çünkü tasarım kötü. Karşıdan gelen mi öncelikli, yandan mı geçeceksin belli değil. Bir de sabah-akşam saatlerinde tam bir kaos yaşanıyor. Akıllı kavşak sistemleri deniyor ama ne kadar akıllı oldukları tartışılır. Çünkü sistem var ama düzenleme yok. Sürücüler zaten sabırsız, herkes bir an önce gitmek istiyor ama kimse kurala uymuyor.
Ne olacak peki? Trafik kendi kendine düzelecek değil ya. Bu işin çözümü belli aslında. Antalya’nın artık ciddi bir ulaşım planlamasına ihtiyacı var. Şehir büyüyor, nüfus artıyor ama altyapı aynı kalıyor. Her yapılan yol, kavşak çözüm gibi görünse de aslında pansuman tedavi. Kalıcı çözüm için ulaşımı komple yeniden düşünmek gerekiyor.
Öncelikle toplu taşıma ağı güçlendirilmeli. Otobüsler sıklaştırılmalı, tramvay hatları yaygınlaştırılmalı. Deniz ulaşımı bile değerlendirilmeli belki. Bisiklet yolları gerçek anlamda yapılmalı, süs olsun diye değil. Otopark sorunu artık kangrene döndü, her apartmanın altında otopark zorunlu olmalı. Ara sokaklar otopark değil, yol olmalı. Trafik eğitimi çocuk yaşta verilmeli, insanlar kurallara uymayı öğrenmeli. Denetimler de sıklaştırılmalı, özellikle yaz aylarında ciddi şekilde kontrol edilmeli.
Antalya cennet gibi bir şehir. Ama trafiği böyle devam ederse yaşanmaz hale gelecek. Bugün önlem almazsak, yarın “Ne hale geldik” diyeceğiz. Bu şehir hepimizin. Hem yöneticilerin hem de vatandaşın sorumluluğu var. Kurallara uymazsak, empati yapmazsak, herkes sadece kendi konforunu düşünürse bu trafik daha da içinden çıkılmaz bir hal alır.
Bugün önlem alırsak, gelecekte daha yaşanabilir bir Antalya mümkün. Ama herkes elini taşın altına koymalı. Yoksa bu yaz olduğu gibi her yaz, klima açık arabanın içinde kavrulmaya devam ederiz. Ve o zaman Antalya trafiği artık sadece bir sorun değil, bir çile haline gelir.