NEŞİDE ŞAHİN
Son yıllarda ülkemizde artan ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı ve yoksulluk, en çok da çocukları etkiliyor. Ne yazık ki artık sadece gelir düzeyi düşük ailelerin değil, orta gelirli ailelerin bile çocuklarını yeterli ve dengeli besleyemediğine tanık oluyoruz. Oysa bir çocuğun sağlıklı büyümesi, fiziksel ve zihinsel gelişimini tamamlayabilmesi için en temel ihtiyaçlardan biri doğru beslenmedir. Bu ihtiyaç karşılanmadığında sadece bugün değil, yarının da kaybı olur.
Bugün birçok evde kahvaltı sofralarından peynir, yumurta, süt gibi temel besinler eksik. Çocuklar sabah okula aç gidiyor, kantinden alınan poğaça ya da simitle günü geçirmeye çalışıyor. Öğle yemeği çoğu zaman ya hiç yok ya da besleyici olmaktan çok uzak. Akşam yemeklerinde sebze, et, baklagil gibi gıdalara nadiren yer verilebiliyor. Çünkü fiyatlar artık dar gelirli ailelerin değil, neredeyse toplumun büyük bir kısmının alım gücünü aşıyor.
Peki sonuç ne oluyor? Yetersiz beslenmeye bağlı gelişim geriliği, kansızlık, bağışıklık sisteminin zayıflaması, öğrenme güçlükleri, davranış sorunları… Yani sadece fiziksel değil, zihinsel ve duygusal açıdan da büyük bir bedel ödeniyor. Üstelik bu tablo, sadece bugünü değil, gelecekteki kuşakları da etkiliyor.
Devletin görevi yalnızca okullarda karneleri dağıtmak, sıraları yenilemek değil. Aynı zamanda o sıralarda oturan çocukların karnını doyurmak da sosyal devletin sorumluluğudur. Okul yemekhanelerinde ücretsiz, sağlıklı ve dengeli öğünler sunulması artık bir lüks değil, zorunluluktur. Aile destek paketleri, sosyal yardımlar ve gıda desteği politikaları, çocukların beslenme hakkını merkeze alarak yeniden şekillendirilmelidir.
Unutmayalım ki iyi beslenemeyen bir çocuk, sağlıklı bir birey olamaz. Sağlıklı bireylerin olmadığı bir toplum da ne kalkınabilir ne de huzurlu olabilir. Bugün çocukların tabağında eksik olan her lokma, yarının vicdanında büyük bir boşluk bırakacaktır.