NEŞİDE ŞAHİN
Haziran’ın ortasını geçtik ama bu yaz her zamankinden daha ateşli geliyor. Meteoroloji uzmanlarının bir süredir yaptığı uyarılar artık resmiyet kazandı: Afrika üzerinden gelen sıcak hava dalgası ülkemize doğru hızla ilerliyor. Önümüzdeki günlerde sıcaklıkların mevsim normallerinin 5 ila 6 derece üzerine çıkması bekleniyor. Yani, işin özeti şu: Bunaltıcı günler kapıda, hatta bazı bölgelerde kapıyı çoktan kırdı geçti.
Sıcaklık dediğimiz şey yazın doğasında var, bunu hepimiz biliyoruz. Ama bu defa durum biraz farklı. Bu, öyle "aman biraz terledik, ne güzel yaz geldi" havası değil. Bu, klimaların bile zorlandığı, sokakların ıssızlaştığı, gece bile gömleğinize yapışan sıcak havalardan biri. Özellikle iç bölgelerimizde ve güney illerimizde termometreler 40 dereceyi zorlayacak. Hatta bazı bölgelerde bu seviyeyi aşması bile mümkün. Bu havalarda dışarıda olmak deyim yerindeyse güneşin altında bekleyen bir çaydanlık gibi hissetmenize neden olabilir.
Birçoğumuz işe gidip gelmek zorundayız, çocuklar dışarıda oynamak istiyor, market alışverişi yapılacak, pazara uğranacak, kısacası hayat durmuyor. Ama güneşin en tehlikeli olduğu saatlerde, yani sabah 11 ile akşamüstü 5 arasında dışarıda olmak vücuda ciddi zararlar verebilir. Güneş çarpması, bayılma, tansiyon düşmesi gibi sağlık sorunları bu havalarda çok daha yaygın hale gelir. Üstelik bu durum sadece yaşlılar ya da kronik hastalığı olanlar için değil, hepimiz için geçerli.
Sıcakta en önemli şey, vücudun susuz kalmamasını sağlamak. “Susamadım” demeyin, çünkü sıcak havalarda terleyerek fark etmeden çok fazla sıvı kaybederiz. Bunun yerine gün içinde sık sık, azar azar su içmek en doğru yöntem. Dışarı çıkarken şapka takmak, güneş gözlüğü kullanmak, açık renkli, pamuklu ve bol giysiler tercih etmek hem sizi serin tutar hem de güneşin zararlı etkilerinden korur. Özellikle asfaltın üzerinde yürümek, kapalı araçta uzun süre kalmak, direk güneş alan ortamlarda bulunmak mümkünse tamamen kaçınılması gereken şeyler.
Bu dönemde hem kendi sağlığımıza hem de sevdiklerimize daha çok dikkat etmeliyiz. Evinizde ya da apartmanınızda yalnız yaşayan yaşlı biri varsa onu arayıp hâlini hatırını sormak, ihtiyaçlarını öğrenmek çok kıymetli olur. Sokaktaki dostlarımız içinse kapının önüne bırakacağımız bir kap su hayat kurtarabilir. Kısacası küçük bir dikkat, büyük bir fark yaratabilir. Aynı şekilde, çocuklar için de dikkatli olmak gerekiyor. Güneşte fazla kalan çocukların oyun sırasında zamanın farkına varamadıkları için güneş çarpmasına maruz kalmaları işten bile değil. Onları gölgede tutmak, bol sıvı vermek ve güneş kremi sürmek bu günlerde çok önemli.
Tatil bölgelerinde olanlar için de işler sanıldığı kadar kolay değil. Sahilde rüzgar serin gibi gelse de güneş etkisini sürdürür. Gölgeye geçince rahatladık sanmak, cildin aslında yanmaya devam ettiğini unutturmamalı. Güneş kremleri, şemsiyeler, hafif yiyecekler ve bol su tatilin keyfini çıkarmak için olmazsa olmazlardan. Deniz kenarında geçirilen keyifli bir gün, alınmayan önlemlerle akşamına kabusa dönüşebilir.
Biliyorum, herkes biraz şikâyetçi, biraz bıkkın… Ama sıcaklıklar düşene kadar hep birlikte daha dikkatli olmak zorundayız. Kendi sağlığımız, ailemiz, komşularımız ve sokak hayvanları için bu birkaç günü biraz daha bilinçli geçirebiliriz. “Bana bir şey olmaz” diyerek güneşin altına çıkmak, maalesef sizi yatağa düşürebilir. Güneş kimseyi kayırmaz, torpilli bir misafiri yoktur bu sıcakların.
Eğer bu yazıyı serin bir odada, belki bir vantilatör eşliğinde okuyorsanız şanslısınız. Ama dışarıda, güneşin altında, otobüs durağında bekliyorsanız, ne olur kendinize dikkat edin. Su için, gölgeye geçin, gerekirse bir sonraki otobüsü bekleyin. İş, alışveriş, koşturmaca bir şekilde halledilir ama sağlık bozulursa hiçbir şeyin anlamı kalmaz.
Afrika’dan gelen sıcaklar birkaç gün boyunca bizimle olacak. Biz de ona göre yaşayacağız. Gölgeden şaşmayacağız, serinliğin kıymetini bileceğiz, en önemlisi de sağduyumuzu kaybetmeyeceğiz.
Kavurucu sıcakların ardından serin, sağlıklı ve huzurlu günlerde yeniden buluşmak dileğiyle.