NEŞİDE ŞAHİN
Antalya’ya da kar soğuğu vurdu ya… Vallahi insan şaşırmadan edemiyor. Hani derler ya “Antalya’da kış olmaz, portakal çiçeği kokar,” diye. İşte o bildiğimiz Antalya bu günlerde montsuz çıkılmayacak hale geldi. Sabah bir uyanıyorsun, camda buğu, sokakta ayaz. Toroslar’dan esen rüzgâr sanki “ben geldim” diye kapıyı çalıyor.
Eskiden kar soğuğu deyince akla Erzurum gelirdi, Kars gelirdi, İç Anadolu gelirdi. Antalya ise bu işlerin hep dışında kalırdı. “Orası yazlık yer” derdik, “kışın bile bahar yaşanır” derdik. Ama görüyoruz ki doğa kimseyi kayırmıyor artık. Kar yağmasa bile kar soğuğu kendini hissettiriyor. Öyle hafif bir serinlik değil bu; insanın iliklerine işleyen cinsten.
Sabah pazara çıkan teyzeler ellerini ovuşturuyor, balıkçılar sahilde atkıyla duruyor, esnaf dükkânın kapısını biraz geç açıyor.
Antalya’da kombi lafı bile bir zamanlar lükstü. Klima vardı, o da yazın. Şimdi bakıyorsun, evlerde elektrikli soba, yağlı radyatör, kombi… İnsan alışık olmayınca soğuk daha da zor geliyor. Çünkü Antalya insanı soğuğa hazırlıklı değildir. Ne kalın mont dolapta vardır ne de yün çorap stoklanır. Bir anda bastırınca afallıyor herkes.
Bir de işin tarım tarafı var. Serada çalışan üretici diken üstünde. “Don olur mu?” korkusu sardı herkesi. Domates, biber, patlıcan soğuğu sevmez. Bir gecelik ayaz, haftaların emeğini alıp götürür. Çiftçi gökyüzüne bakıyor, hava durumunu ezberlemiş gibi takip ediyor. Çünkü artık bir derece bile çok şey demek.
Soğuk sadece bedenimizi değil, alışkanlıklarımızı da etkiliyor. Akşam sahilde yürüyüş yapanların sayısı azaldı. Banklarda oturup çekirdek çitleyenler kayboldu. Kafelerde açık alanlar boş kaldı, herkes içeriye sığındı. Deniz hâlâ orada ama kimsenin yüzmeye niyeti yok. “Antalya’da kışın denize girilir” muhabbeti bu aralar rafa kalktı.
Ama işin ilginç tarafı şu: Soğuk gelse de hayat durmuyor. Antalya yine Antalya. İnsanlar yine gülüyor, yine şakalaşıyor. Soğuğa rağmen pazarlık yapılıyor, çay yine sıcak, sohbet yine koyu. Bir yandan şikâyet ediliyor ama bir yandan da kabulleniliyor. Çünkü bu memleketin insanı her şeye alışmayı biliyor.
Belki de bu soğuk bize bir şey anlatmaya çalışıyor. Doğanın dengesi değişiyor, mevsimler şaşırıyor. Yazlar kavurucu, kışlar beklenmedik. “Bize bir şey olmaz” dediğimiz şehirler bile etkileniyor artık. Antalya’nın bile üşüdüğü bir dönemdeyiz.
Sonuçta ne diyelim? Montu elden bırakmayacağız, kombiyi kısmayacağız, sabah çıkarken “hava nasıl?” diye bir kez daha düşüneceğiz. Antalya’ya kar yağsa şaşırırız belki ama kar soğuğuna da alışacağız mecburen. Çünkü doğa kararını vermiş gibi duruyor.
Antalya üşüyor ama hayat devam ediyor. Biz de çayımızı biraz daha sıcak içip, soğuğa inat yolumuza bakıyoruz.