NEŞİDE ŞAHİN
Ekim ayı geldi, ama beraberinde serinlikten çok, yine bir sıcak haber getirdi... Kiralara yeni zam! Antalya zaten yazdan beri yanıyordu; şimdi de cüzdanlar alev aldı desek yeridir.
Eskiden insanlar “Deniz kenarında yaşamanın bir bedeli olur.” derdi, ama artık bu bedel ev kirası değil, can bedeli gibi. Muratpaşa’da iki sene önce 5-6 bin liraya kiralanan daireler şimdi 20 bin liralardan konuşuluyor. Konyaaltı’nda ev bakmaya niyet eden, fiyat görünce “Ben sahilde yürürüm, otelde kalmam.” noktasına geliyor. Kepez’de bile artık uygun kira bulmak neredeyse imkânsız.
Memur ne yapsın, emekli nereye gitsin? Antalya gibi turistik şehirlerde ev sahipleri artık “ben evi yabancıya günlük kiralarım” hesabında. Ama o arada çalışan, emekli, memur kalıyor ortada. 17-18 bin lira maaşla geçinen biri nasıl 15 bin lira kiraya versin? Markete gidemiyor, faturayı ödeyemiyor, bir de üstüne ev sahibi “Ekimde TÜFE zammı yapacağım.” diyor.
Bir emekli amca geçen gün pazarda “Kirayı ödeyince pazara gelmeye gerek kalmıyor zaten.” dedi. Gülsek mi ağlasak mı belli değil…
Ev sahipleriyle kiracılar arasında ipler geriliyor. Son aylarda mahkemelerde ev sahibi-kiracı davaları patladı. Kimisi zammı fazla buluyor, kimisi çıkmak istemiyor. Ev sahipleri haklı olarak “Benim giderim arttı.” diyor ama kiracının da hali ortada. Antalya’da artık insanlar bir odaya iki aile giriyor. Üniversite öğrencileri desen, ya memleketinde uzaktan okumaya çalışıyor ya da üç kişi bir odada kalıyor.
Peki, ne olacak bu işin sonu? Açık konuşalım… Antalya güzelliğiyle yaşanacak şehir ama bu gidişle ancak turist yaşayacak gibi duruyor. Yerli vatandaş “Deniz manzaralı ev” değil, “kirası makul bir oda” arıyor artık. Belki bir gün, yetkililer bu fahiş kiralara gerçek bir çözüm getirir. Ama o zamana kadar Antalya’da yaşayan çoğu insan güneşin tadını değil, hayat pahalılığının gölgesini hissediyor.
Bir de Antalya’ya dışarıdan göç bitmiyor. Herkes “Deniz var, güneş var, hayat güzel.” diye geliyor ama işte o hayat artık sadece tabelada güzel. Şehre her gelen bir ev arıyor, ev bulamayınca fiyatlar daha da uçuyor. Ev sahipleri de fırsat bu fırsat deyip kira artırıyor. Yani zincirleme bir durum bu; bir ucunda göç, diğer ucunda vatandaşın cebine çöken kira canavarı var.
Bir zamanlar “Antalya’da yaşlanırım, huzurlu bir hayat sürerim.” diyen insanlar şimdi “Antalya’dan nasıl taşınsam da kurtulsam?” diye düşünüyor. Çünkü deniz manzarası güzel ama boş buzdolabına bakmak acıtıyor. İnsan artık manzara değil, rahat bir nefes arıyor. Ekmek, kira, elektrik derken vatandaşın dayanacak gücü kalmadı. Eğer bu gidişata bir fren konmazsa, Antalya’nın sıcağından çok hayat pahalılığı yakacak insanı!..