NEŞİDE ŞAHİN
Kış ayları yaklaşırken hepimizin bildiği gibi grip, nezle, soğuk algınlığı gibi hastalıklar artmaya başladı. Hele bir de toplu taşıma araçlarına binince ya da kalabalık bir alışveriş merkezine girince, öksüren, hapşıran onlarca kişiyle aynı havayı soluduğumuzu hissediyoruz. Eskiden olsa çok umursamazdık belki, “birkaç gün yatar, geçer” diye düşünürdük. Ama artık işler değişti. Pandemi bize tek bir şeyi çok net öğretti… Hastalıklar insandan insana çok hızlı yayılıyor ve korunmanın en basit yolu maske.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Yeter artık, maske görmek istemiyoruz.” Haklısınız, maskeden bunaldık, yüzümüz yara oldu, nefes almak zorlaştı. Ama mesele biraz daha farklı. Maske sadece pandemi için değil, grip gibi sıradan gördüğümüz ama aslında çok yaygın bulaşan hastalıklar için de büyük bir kalkan. Bugün sizin burnunuz akıyor diye otobüste maskesiz yolculuk yapmanız, yarın yanınızdaki yaşlı teyzenin hastalanmasına, onun da günlerce yatmasına neden olabilir. Yani işin ucunda sadece biz yokuz, başkalarının sağlığı da var.
Kapalı alanları düşünelim. Metroya binince nefes almak bile zor, insanlar omuz omuza. Böyle bir ortamda virüsün yayılması için tek bir öksürük yetiyor. Hele ki işine, okuluna gitmek zorunda olanlar için bu durum kaçınılmaz. Burada bireysel önlem almak, yani maskeyi takmak çok şey değiştiriyor. Maske takınca hem kendimizi koruyoruz hem de başkalarını.
“Ben grip oldum, ne olacak ki, zaten geçer” demek kolay. Ama herkes aynı bağışıklığa sahip değil. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar için grip bile ciddi risk. Onların sağlığını düşünmek, toplumsal bir sorumluluk. Maske işte tam burada devreye giriyor: küçük bir fedakârlık yapıyoruz ama koca bir çevreyi korumuş oluyoruz.
Bir de şu var: Maske takmak aslında çok zor değil. Çantamızda, cebimizde bir tane taşımak yeterli. Kalabalık bir yere girerken, toplu taşımaya binerken takıp sonra çıkarabiliriz. Yani öyle sürekli boğucu bir zorunluluk değil. Ama o birkaç dakikalık önlem, belki de onlarca kişiyi hasta olmaktan kurtarıyor.
Unutmayalım, pandemi sırasında dünya gördü ki maske hastalıkların yayılmasını ciddi şekilde azaltıyor. O zaman neden aynı alışkanlığı kışın grip dalgaları için sürdürmeyelim? Hem kendimizi hem de başkalarını düşünmek için.
Sonuç olarak, mesele sadece bireysel rahatlık değil. Toplu taşıma ve kapalı alanlarda maske kullanmak, kışın artan grip ve benzeri hastalıklara karşı hepimizin faydasına. Kendi sağlığımızı, sevdiklerimizi, tanımadığımız ama aynı otobüste yan yana durduğumuz insanları düşünelim. Küçücük bir maske, koca bir fark yaratabilir.
Maske takmak eziyet değil, iyilik. Bugün siz başkasını korursunuz, yarın başkası sizi…