NEŞİDE ŞAHİN
Asgari ücret açıklandığında televizyonlar günlerce bunu konuştu. Kimi “yetmez ama evet” dedi, kimi “hiç yoktan iyidir” diye sevindi. Market fiyatlarını, kiraları, faturaları düşününce asgari ücretin artması elbette gerekliydi. Kimse buna itiraz etmiyor. Zaten insanlar aylardır boğazından kısarak yaşıyor. Et desen lüks, meyve desen hesap işi olmuştu. Ama işin bir de madalyonun öbür yüzü var. Asgari ücret arttı ama beraberinde işten çıkarmalar da arttı. Olan yine gariban çalışana oldu.
Küçük esnaf zaten zor ayakta duruyor. Elektrik, doğalgaz, kira, vergi derken belini doğrultamıyor. Asgari ücret zammı gelince bazı patronlar “bu maaşı ödeyemem” dedi. Çözümü de işçi çıkarmakta buldu. Kimini sigortasız çalıştırmaya başladı, kimine “yarı zamanlı ol” dedi, kimini de doğrudan kapının önüne koydu. Bazı işyerlerinde üç kişiyle yapılan iş iki kişiye yıkıldı. Yük arttı, maaş arttı ama huzur kalmadı.
Bir de şu var: Kâğıt üzerinde asgari ücret artmış gibi duruyor ama cebimize giren para aynı hızla eriyor. Maaş yattığı gün fatura ödeniyor, kira veriliyor, geriye ne kaldıysa mutfakta bitiyor. Ayın ortasını görmek bile başarı olmuş. İşini kaybeden içinse durum daha da vahim. İş bulmak kolay mı? Değil. Her yerde “eleman aranıyor” tabelası var ama iş görüşmesine gidince maaş asgari ücretin bile altında, sigorta yok, çalışma saatleri insanlık dışı.
Devlet “işverene destek veriyoruz” diyor ama bu destek her yere ulaşmıyor. Büyük firmalar bir şekilde idare ediyor, ama mahalle arasındaki atölye, bakkal, küçük kafe ne yapacak? O da ayakta kalmak için işçi sayısını azaltıyor. Sonra ne oluyor? İşsizlik artıyor, insanlar umutsuzlaşıyor. Gençler zaten gelecek göremiyor, orta yaşlılar işten çıkınca bir daha iş bulamıyor.
Asgari ücret artmalıydı, buna kimsenin lafı yok. Ama bu artış planlı yapılmalıydı. İşveren de korunmalıydı, çalışan da. Sadece rakam açıklamakla bu işler olmuyor. Hayat pahalıysa, her şey zamlanıyorsa, tek başına asgari ücret neyi kurtaracak? Bugün maaş artıyor, yarın işten çıkarma geliyor. İnsanlar “zam aldık” diye sevinemeden “acaba sıra bana ne zaman gelir” diye korkmaya başlıyor.
Bu ülkede çalışan çok, kazanan az. Çalışanın sırtındaki yük her geçen gün artıyor. Asgari ücretle geçinmek zaten zordu, şimdi işini koruyabilmek bile dert oldu. Gerçek çözüm; üretimi artırmak, küçük işletmeyi desteklemek, vergide adalet sağlamak. Yoksa her zam döneminde aynı filmi izleriz. Maaş artar, işten çıkarmalar artar, olan yine garibana olur.
Kısacası mesele sadece asgari ücret değil. Mesele, bu düzenin çalışana nefes aldırmaması. İnsanlar sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor. İşini kaybetmeden, korkmadan, insanca yaşamak istiyor. Çok bir şey mi istiyoruz?