NEŞİDE ŞAHİN
Okulda artan saygısızlık
Son yıllarda okullar yalnızca derslerin işlendiği mekânlar olmaktan çıkıp, toplumsal dönüşümün en çıplak görüldüğü alanlardan birine dönüştü.
Özellikle son günlerde basına ve kamuoyuna yansıyan öğrenci-öğretmen arasındaki gerilimli görüntüler, aslında bir 'anlık olaylar zinciri'nden çok daha fazlasına işaret ediyor.
Sessizce büyüyen bir saygı erozyonu.
Önceden öğretmen, sadece bilgi öğrencilerine aktaran kişi değil; aynı zamanda toplumun ortak değerlerini temsil eden saygı gösterilen bir otoriteydi. Bugün ise bu otoritenin yer yer tükendiği, sınırların belirsizleştiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
Öğrencinin kendini ifade etme şekli değişti. Öğrencinin özgürlüğü ile disiplin arasındaki denge tamamen bozuldu, okulun vazgeçilmez şartı olan saygı duygusu da tamamen zayıflıyor.
Elbette bu tabloyu tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Aile içi iletişimden dijital dünyanın kontrolsüz etkisine, sosyal medyada normalleşen agresif dilin sınıf ortamına taşınmasından eğitimdeki yapısal sorunlara kadar pek çok etken bu süreci besliyor.
Öğrenci artık sadece öğretmeniyle değil, sürekli değişen bir dikkat ekonomisiyle birlikte rekabet ediyor. Bu da öğrencinin sabrını, odaklanmayı ve sınır bilincini zayıflatıyor.
Ancak tüm bu gerekçeler, öğretmene yönelen saygısızlığı ya da kontrolsüz davranışları meşru kılmaz. Okul, bireyin özgürleştiği kadar sınırlarını da öğrendiği yerdir. Sınır yoksa özgürlük, kaosa dönüşür. Bugün tartışılması gereken de tam olarak budur.
Okulun sınırları nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Öğretmen, sınıfta yalnız bırakıldığında sadece bir meslek grubu değil, toplumun geleceği de yalnız bırakılmış olur.
Çünkü öğretmene gösterilen saygı, aslında bilime, emeğe ve geleceğe gösterilen saygıdır.
Çözüm ise tek bir kapıya çıkmıyor. Aile, okul ve toplum üçgeninde yeniden bir denge kurulmadan bu tabloyu değiştirmek mümkün değil.
Dijital dünyanın diliyle gerçek hayatın dili arasındaki uçurum kapanmadıkça, sınıflardaki gerilim de bitmeyecek.
Belki de en kritik soru şudur: Çocuklarımıza sadece bilgi mi öğretiyoruz, yoksa birlikte yaşamanın kurallarını da mı?
Cevap ikinci şıkta eksik kaldığı sürece, okullar sadece eğitim yuvası değil, aynı zamanda toplumsal alarmın en yüksek çaldığı yerler olmaya devam edecek.