NEŞİDE ŞAHİN
Eskiden “et alamıyoruz” derdik, şimdi “biber alamıyoruz” diyoruz. Marketin, pazarın, manavın yolu artık dar geliyor vatandaşa. Torbaya iki domates, üç salatalık koyuyorsun; kasada çıkan rakam insanın moralini bozuyor. “Abla bunlar altın mı, sebze mi?” diye sormak geliyor insanın içinden.
Geçen hafta pazara uğradım, elimde file, aklımda liste: domates, biber, patlıcan… Bir de marul alayım dedim. Tezgâhın başındaki teyze “Kızım marul 35 lira!” deyince ne diyeceğimi bilemedim. Birkaç yıl önce 35 liraya neredeyse bir kilo kıyma alıyorduk. Şimdi bir marulun fiyatı ete kafa tutuyor.
Biberin yanına yanaşmak zaten cesaret istiyor. Sivri biber olmuş 80 lira, kapya desen 90’dan aşağı değil. Kilosu 300 lirayı geçen etin yanında “Bari sebzeyle idare ederiz” diyorduk, ama o da hikâye oldu. Artık etle sebze yarışa girmiş durumda, kazanan belli: sebze!
Evde yemek yaparken ölçer biçer olduk. Eskiden “Biraz fazla koyayım, lezzetli olur” derdik, şimdi “Biraz az koyayım, haftaya da kalsın” diyoruz. Dolma yapmak lüks, menemen bile yatırım aracı gibi oldu. Yumurtayı kırmadan önce iki kere düşünüyorsun, çünkü yanına domates-biber koymak cesaret istiyor.
Pazarcı da dertli. “Abla bizim suçumuz ne? Toptan pahalı geliyor, ben ne yapayım?” diyor. Haklı da… Tarlada mazot, gübre, işçilik derken üretici de belini doğrultamıyor. Herkes bir zincirin halkası ama en çok ezilen yine tüketici. Parası olan alıyor, olmayan seyrediyor.
Bir pazar turu artık yarım maaş demek. Eskiden poşetler dolardı, şimdi cüzdan boşalıyor. Millet artık kilo değil, taneyle alışveriş yapıyor. “Üç tane domates, iki tane salatalık ver” dönemi başladı. Eskiden “Taneyle altın alınır” derdik, şimdi taneyle biber alıyoruz.
Bir de bu işin psikolojik tarafı var. İnsan pazardan eli boş dönünce morali bozuluyor. “Biz ne ara bu hale geldik?” diye kendi kendine soruyor. Çünkü bu ülkenin insanı tenceresinde kaynayan çorba, kokan soğan, kavrulan biberle mutlu olurdu. Şimdi o kokular bile nostalji oldu.
Yine de umut bitmiyor. Anadolu insanı hep bir yol bulmuştur. Belki bu kış herkes az ama öz alacak, paylaşacak, dayanışacak. Çünkü bizim milletin en güzel tarafı, zor günlerde birbirine tutunması. Ama bir gerçek var ki; bu fiyatlarla tencerede pişen yemeğin tadı da tuzu da kaçıyor.
Artık pazarda değil, mutfakta siyaset konuşuluyor. Çünkü fiyatlar sadece cebimizi değil, halimizi de yakıyor.