NEŞİDE ŞAHİN
Daha geçen hafta denize giren Antalyalı, bu hafta mont arıyor. Havalar birden bire soğudu, rüzgâr serin esti mi insanın içini titretiyor. Mevsim geçişi tam gaz, ama vücutlarımız hâlâ yaz modunda! Sonuç? Her köşe başında bir öksürük senfonisi...
Okullarda, iş yerlerinde, otobüslerde, marketlerde... Herkesin elinde bir mendil, cebinde bir pastil… Grip mi, nezle mi, virüs mü belli değil ama hastalık elden ele geziyor resmen. Hele çocuklar! Okuldan bir hasta geliyor, tüm ev yatak döşek.
Maske meselesine gelirsek... Evet, biliyoruz, kimsenin yeniden maske takası yok. Ama kapalı alanlarda, özellikle de toplu taşıma ve market gibi yerlerde maskeyi biraz hatırlamak fena olmaz. Kış boyunca burnumuzun akmaması, boğazımızın yanmaması için küçük bir önlem büyük fark yaratır.
Bir de şu pencereleri kapatıp “içerisi sıcak kalsın” mantığı var ya... Aman dikkat! O kapalı alanlar mikroplar için beş yıldızlı otel. Arada bir camı açıp hava değişimi yapmak, hem ciğerlerimize hem sinirlerimize iyi gelir.
Sabah serin, öğlen güneşli, akşam ayaz... Ne giysen bilemiyorsun. Kat kat giyinmek, hava ısınınca çıkarmak en mantıklısı. Antalya'nın bu ani hava değişimlerinde ince montlar, atkılar yeniden devreye girdi. Bir sabah tişörtle çıkıp akşam grip olup dönmek an meselesi. O yüzden “mevsim geçişi” lafını ciddiye almakta fayda var.
Unutmayalım, bağışıklık sistemi de insan gibi… İyi beslenirse güçlü kalır. Bol su, bol sebze, biraz da uyku... Bunlar en ucuz ama en etkili ilaçlar.
Antalya’nın bu ani hava değişimlerine alışkınız belki ama bu sene soğuk erken bastırdı. Aman dikkat edelim; ne güneş bizi kandırsın, ne de “bir şey olmaz” diyerek hastalığa davetiye çıkaralım. Sağlık her şeyin başı!
Maskeni tak, hastalıklara davetiye çıkarma!