NEŞİDE ŞAHİN
Günümüz dünyasında çevre sorunları artık sadece doğayı değil, doğrudan insan sağlığını da tehdit eden bir boyuta ulaşmış durumda. Artan nüfus, tüketim alışkanlıklarının değişmesi ve bilinçsizce doğaya bırakılan atıklar yaşanabilir bir çevreyi her geçen gün biraz daha uzak bir ihtimal haline getiriyor. Bu gidişata "dur" demenin en etkili yollarından biri ise sandığımızdan çok daha basit, o da geri dönüşüm…
Geri dönüşüm, yalnızca kağıtları, plastikleri ya da camları yeniden kullanmak demek değildir. Aynı zamanda bir yaşam biçimidir; sorumluluk almayı, çevreye saygı duymayı ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmayı ifade eder. Fakat çoğu zaman atladığımız geri dönüşümün temel adımı, atıkları kaynağında ayrıştırmak…
Evlerimizde, iş yerlerimizde ya da okullarda günlük olarak tükettiğimiz ürünlerin çoğu bir ambalajla gelir. Bu ambalajların önemli bir kısmı geri dönüştürülebilir nitelikte. Ancak bu malzemeler, organik atıklarla karıştığında geri dönüşüm zincirine dahil edilemez hale gelir. İşte tam da bu yüzden, ambalaj atıklarını diğer çöplerden ayrıştırmak hayati önem taşır. Geri dönüşüm kutularına atılan temiz bir plastik şişe, yeniden işlenerek enerji tasarrufu sağlar, doğaya bırakılması durumunda yüzlerce yıl sürecek bir kirliliği engeller.
Sorun büyük gibi görünse de çözüm bireysel farkındalıkla başlar. Her bir ambalaj atığını uygun şekilde ayrıştırmak; su kaynaklarının korunmasına, hava kirliliğinin azalmasına ve ormanların yok olmasının önlenmesine doğrudan katkı sağlar. Unutmayalım, doğa bize miras değil, gelecekten ödünç alındı.
Bu yüzden bir çöp kutusunun başında geçen birkaç saniyelik farkındalık, belki de bir gezegenin kaderini değiştirecek kadar değerli…
Yaşanabilir bir çevre istiyorsak, ilk adımı evimizde atmalıyız. Çünkü dönüşüm, önce bizimle başlar.