NEŞİDE ŞAHİN
Eylül ayı geldi mi, bir telaş başlar memlekette. Kalemler, defterler, okul çantaları, kıyafetler derken bir bakmışsın, sokaklar okul servisi dolmuş. İşte yine o zamanlardan birindeyiz. Okullar açıldı sevgili okurlar! Ama bu yazının kahramanları, sıradan öğrenciler değil… Bugün, hayatlarının belki de en heyecanlı dönemine giren o taptaze yüzler, yani oryantasyon alacak öğrenciler için birkaç kelam edeceğim.
Şimdi düşünün… Daha düne kadar ortaokuldaydın, liseye geçtin. Ya da liseyi bitirip üniversitenin kapısından içeriye adımını attın. Yepyeni bir okul, yepyeni arkadaşlar, yepyeni hocalar... E haliyle insan bir garip oluyor. “Ben buraya ait miyim?”, “Acaba alışabilecek miyim?”, “İlk gün ne giyeceğim?”, “Kimle arkadaş olacağım?” soruları beynin içinde tur atıyor. Hiç merak etmeyin. Bu duyguların hepsi çok normal.
Adı biraz süslü gibi durabilir ama aslında anlamı basit: Yeni başladığın ortama alışma süreci. Yani okul seni yavaş yavaş tanıtacak, sistemi öğretecek, sana “Hoş geldin!” diyecek. Sen de bu sırada okulu tanıyacaksın, hocaların yüzünü göreceksin, kantini keşfedeceksin, belki de ilk arkadaşlık temellerini atacaksın. Yani anlayacağın, bu işin içinde ne matematik problemi var, ne de sınav stresi. Rahat ol, keyfini çıkar.
Bazı gençler diyor ya hani: “Oryantasyon da neymiş, ben direkt derse gireyim.” Yok öyle yağma. Oryantasyon, seni bir nevi “ısındırma turu” gibi. Hani futbolcular maça çıkmadan önce hafif koşular yapar ya... Aynen öyle. Bu süreçte hem ortama alışıyorsun, hem de kendini daha iyi hissediyorsun. Belki de bu birkaç gün, senin tüm eğitim hayatının en önemli dönemeçlerinden biri olacak.
Bakın gençler, okul dediğin sadece derslikten, tahtadan, sıradan ibaret değildir. Okul demek arkadaş demektir, dostluk demektir, anılar biriktirmek demektir. Oryantasyon, bu bağları kurmak için bir fırsat. İlk adımı sen at. Yanındaki kişiye bir “Merhaba” de. Kim bilir, belki de ömür boyu sürecek bir dostluğun ilk cümlesi olur o selam.
Oryantasyon döneminde hocalarla da tanışacaksınız. Sakın korkmayın, hocalar da insan. Onlar da sizi tanımak istiyor. Kimi sert durur ama kalbi yumuşacıktır, kimi samimi gelir ama sınavlarda affetmez. Zamanla tanırsınız zaten. Bu ilk günlerde kendinizi göstermeye çalışmayın, doğal olun yeter. Meraklı olun, soru sorun, dinleyin. Gerisi gelir.
Size birkaç küçük tavsiye de vereyim gençler. Oryantasyonda verilen bilgileri yazın bir kenara, çünkü bir kulağınızdan girip öbüründen çıkabilir. Küçük bir not defteri hayat kurtarır. Bir şey anlamadığınızda çekinmeden sorun. “Saçma mı olur?” diye düşünmeyin, çünkü saçma değil. Çoğu kişi aynı şeyi merak ediyor, sadece dile getirmiyor. Kimseyi beklemeyin, adım atın. Herkes sizin kadar yeni bu ortamda, yalnız değilsiniz. Okulun koridorlarını gezin, kantini bulun, kütüphaneye uğrayın. Nerede ne var bilin ki yarın öbür gün kaybolmayasınız. En önemlisi de: Kendiniz olun. Kimseye benzemeye çalışmayın, kendi renginizi gösterin. Doğru insanlar sizi o zaman tanır zaten.
Velilere de iki lafım var. Çocuklarınız yeni bir başlangıca adım atıyor. Elbette siz de heyecanlısınız ama biraz geri durun. Her saat başı arayıp “Ne yaptın, ne yedin, kiminle tanıştın?” diye sormayın. Onların da kendi alanı, kendi hikâyesi var artık. Bırakın öğrensinler, keşfetsinler. Siz gölgede durun ki onlar güneşi hissedebilsin.
Sevgili öğrenciler… Oryantasyon sadece okulun size tanıtıldığı değil, sizin de kendinizi tanımaya başladığınız bir dönemdir. Hayatın belki de en unutulmaz anılarından bazıları bu günlerde saklı olacak. O yüzden korkmayın, heyecanınızı bastırmayın, yaşayın. Gülün, konuşun, yürüyün, sorun, öğrenin.
Bu yolun sonu güzel. Bu ilk adımlar kıymetli.
Okullar açıldı, hayat yeniden başladı. Hepinize başarılar!